Ekonomi Tiyatrosu: Günah Keçileri
- Mar 7, 2015
- 2 min read
Ekonomide izlemiyor olmayı dilediğim bir tiyatro ile karşı karşıyayız. Ve en basit haliyle sizlere bu tiyatroyu anlatmak isterim.
1.Öncelikle şu noktayla başlamak isterim. Son dönemde yaşanan "faiz-enflasyon" tartışmalarını tartışmıyor olmamızı dilerdim...Kredibilite açısından Türkiye ekonomi yönetimine çok büyük değer kaybı yaşattığı görüşündeyim.
Neden derseniz, ekonomi basite indirgenecek, ve "ben söyledim oldu" diyebileceğiniz platformlardan biri değildir. Uluslararası iktisatçıların yıllarca üzerine çalıştığı ve ülkelerin yıllar içerisinde uyguladıkları merkez bankaları politikalarının sonuçları incelenerek, ortaya çıkan bir görüş vardır ve buda bizlere faiz ve enflasyonun "döngüsel" diyebileceğimiz ilişkisini ortaya koymuştur. Hatta, bir adım daha öteye gidersek, yüksek enflasyonlu ülkelerde, bu enflasyon ile başedebilmek için, ve ülkeye sermaye gelmesini de sağlayabilmek adına, bu enflasyona göre faiz politikaları (yani para politikası) şekillendirilir. Bunun tersini tartışmak abesle iştigaldir. Ama üzücü olan, bizim Türkiye olarak, bu bilgileri bilen ekonomistler ve dünyadaki merkez bankacıların gözünde sıfıra düşmemizdir. Kredibilite zor kazanılır, kolay kaybedilir.
2.Sonrasında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurumunun itibarsızlaştırma yöntemleriyle karalanmaya çalışılmamasını dilerdim..."Bize bağımlı değilsen, kime bağımlısdenilerek, TCMB gibi önemli bir kurumu karalamak, bu kurumu uluslararası platformlarda itibarsızlaştırmak demektir. Merkez Bankamız itibarsızlaşırsa, bu Türkiye'ye fayda sağlamaz, zarar getirir. Yatırımcıyı bekletir.
3.TCMB Başkanı sıfatını taşıyan, ve yıllardır hükümet ile ortak programlar çerçevesinde çalışarak ülkenin zamanında ekonomik başarısının da altında imzası olan isimlerden biri olan Erdem Başçı'nın kişisel karalamalar ve hakaretlere maruz kalmamış olmasını dilerdim... Erdem Başçı'ya "vatanı satmaya" kadar vardırılan söylemlerin, (Vatan satmak, yüksek faizle olur diye açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı) Türkiye'nin "Cumhurbaşkanı" sıfatını taşıyan biri tarafından yapılmış olması beni son derece üzüyor. Bir ekonomist gözüyle olaya yaklaştığımda, yapılmamış olmasını dilerdim...
Peki, bütün bu fırtınanın sizce faydası kime?
-Belli ki vatandaşa değil.... Dolar/TL 2,60 seviyesini de geçti.
-Dolar borcu olan özel sektöre hiç değil...
-Belli ki, TCMB'ye ve Erdem Başçı'ya değil.
-Ali Babacan ve Mehmet Şimşek'e de değil.
-Ve hatta bana göre, söylemleriyle küresel anlamda itibar kaybı yaşayan Cumhurbaşkanı'nın kendisine de değil.
Yani anlayacağınız hiç kimseye uzun vadede bir fayda getireceğinden değil!
Ekonominin gidişatı hakkında bir günah keçisi yaratarak, siyasi kazanımlar sağlanılmaya çalışılması uzun vadede çok daha büyük zarar getireceğinden, bana göre siyasi bir kazanım da kesinlikle değildir.
Doğru olmayan bilgileri, doğru olmayan şekillerde siyaset malzemesi yapmak, Türkiye siyasetinde belki şu ana kadar ekonomi haricinde diğer alanlarda kullanıldığından, siyasi rant olarak geri-kazanımlar getirmiş olabilir. Ama ne zamanki, ekonomi bilimi, ekonometrik neden-sonuç ilişkileri, bu döngünün içine katılmaya çalışılır, o zaman hiç beklenmedik sonuçlar ortaya çıkar. Hiç kimseye fayda getirmeyen bu çıkışlar, ülkemizi maalesef büyük bir ekonomi tiyatrosuna çevirmiştir.
Uzaktan izleyenler güler, yakından izleyenler ağlar!
Karikatür kaynak: Erdil Yaşaroğlu
























Comments